Hoteleman.com

Kamu Memur İşçi Alımları | En son haberleri takip edin

2021’de yerli aşı kullanabiliriz

Dünyanın dört bir yanında bilim insanları Covid-19’la mücadele için tedavi
ilaçları ve aşı geliştirme çalışmaları için gece gündüz çalışıyor. Her ülkenin
kendine özgü bir yolu, yöntemi var. Türkiye’de de durum farklı değil.

Covid 19 tehlikesi Avrupa’yı sarmaya başladığı sırada, henüz virüs ülkemize
ulaşmamışken sessiz sedasız bir mücadele başladı; TÜBİTAK tarafından Covid-19
Platformu kuruldu. Bu aslında Türk bilimi açısından çok önemli ve dönemeç sayılacak
bir gelişmenin de temeliydi. Geliştirilen çalışma modeli sadece Türkiye için
değil, Avrupa Birliği dahil birçok ülke için de örnek bir model oldu.

Ülkemiz genelinde 49 farklı kurum ve kuruluş ve genç yetenekler dahil 436 araştırmacı,
platform bünyesinde bilgiyi ve çalışmalarını paylaşarak, birlikte geliştiriyor.
Platform kurulduktan sonra Covid-19 tedavisinde en yoğun kullanılan Favipiravir
adlı ilacın etken maddesinin platform üyesi bir üniversite hocası ve firma tarafından
yerli, milli sentez yöntemi ile hammaddeden başlayarak ruhsatlı bir ticari ürüne
dönüşmesi bunun sonucu.

Yine platform üyelerimizin aşı geliştirme çalışmaları kapsamında, yenilikçi
iki aşı adayı, hayvan deneylerini başarılı bir şekilde tamamladı, Faz 1 aşamasına
geldi. Biz de tüm bu çalışmaların çatısı, merkezi TÜBİTAK’a girdik. Laboratuvarlarda
yapılan çalışmaları yerinde gözlemledik.

Gebze’deyiz, çam ağaçlarının arasında, geniş bir arazide yer alan TÜBİTAK Marmara
Araştırma Merkezi, Gen Mühendisliği ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nden içeri giriyoruz.
Covid 19 öncesi ağırlıklı kanser ilaçları üzerinde çalışan ekip, dünyayı sarsan
virüs ortaya çıktıktan sonra, dikkatini bu alana çevirmiş.

TÜBİTAK’ın koordinasyonunda, 10 gün gibi kısa bir sürede kurulan COVID-19 Türkiye
Platformu salgın ülkemiz sınırlarına gelmeden faaliyetlerine başlamış. COVID-19
Aşı ve İlaç Geliştirme Platformu’nda şu an 18 proje yer alıyor. 10’u tedavi
ve ilaç, 8’i de aşı alanında çalışmalarını sürdürüyor. 436 araştırmacımız (118’i
üniversiteden, 67’si kamu Ar-Ge biriminden, 38’i özel sektörden ve 167 STAR
bursiyeri (Stajer Araştırmacı Bursu) toplam 213 bursiyer üzere toplam 213’ü
bursiyer olmak) bu çalışmaları yürütüyor.

BU ODAYA GİREN ÇIKAMAZ!

Gebze’deki ekip Covid ilacı alanında çalışıyor. Laboratuvarlarda COVID-19 tedavisine
yönelik nötralizan antikorlar geliştirmek bu ekibin görevi. Peki bu nasıl oluyor?
Keşif ve klinik öncesi çalışmaların yapıldığı laboratuvarlardan bazılarına girmemize
izin var. Maskelerimizi takıp, sosyal mesafemizi koruyarak geziyoruz laboratuvarları.
Bunlar antijenlerin tanımlandıkları yerler. Yani tedavi için geliştirilecek
ilaçların temeli burada atılıyor. Bu aşamanın ardından artık kapılar bize kapalı.
Seviye seviye güvenlik ve hijyen kuralları artıyor. Son nokta BSL 3 yani temiz
oda! Covid’le ilgili araştırmalar dünyanın her yerinde bu güvenlik seviyesindeki
laboratuvarlarda yapılıyor. Yani virüsle bire bir temas halinde olunan, içeri
giren hiçbir maddenin çıkamadığı yer burası! Mesela içeride kullandığınız bir
not kağıdını bile dışarıya çıkaramıyorsunuz. Bu odaya herkes giremiyor. Eğitimini
almış olmak gerekiyor. Odaya girerken, kullanılan malzemeler özel ve tek kullanımlık.
Odaya aynı anda en fazla üç kişi girebiliyor, tek başına girmek de yasak! Odanın
koşulları diğerlerinden çok farklı. Basınç ayarı virüsün dışarı kaçamaması üzerine
dizayn edilmiş. Buradaki su normal kanalizasyona karışmıyor. İçeri girecek bilim
insanı önce iki kat normal kıyafetlerini üzerine de dikişleri yapıştırılmış
bir tulum giyiyor. Üstüne özel botlar ve iki kat bone, yine özel bir maske takıyor.
İçeride işi biten bilim insanının tüm bunları çıkarması da farklı bir kural
çerçevesinde, odadan duş alınarak çıkılıyor.

Haliyle bizim odaya girmemiz mümkün olmadı. Türkiye’deki çalışmalarda durum
şöyle: Platform tarafından geliştirilen iki aşıda, ilk hayvan (fare) deneyleri
başarılı bir şekilde tamamlandı. Bunlardan biri etik kurul onayını alarak insanlar
üzerinde klinik çalışma safhasına geldi. TITCK (Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz
Kurumu) onayı sonrasında, öncelikle aşı adayı GMP (İyi Üretim Uygulamaları)
olarak üretilecek sonra da insan çalışmalarına başlanacak. Faz 1 aşamasında
küçük bir grupta (50- 100) aşının yan etkisi olup olmadığına bakılacak, sonrasında
Faz 2 ve Faz 3 aşamalarına geçilecek. Bunların dışında iki farklı aday aşı daha
hayvan deneyleri aşamasına geldi. Normal şartlar altında aşı geliştirmeleri
genellikle 10-15 yıl gibi uzun bir süreç gerektiriyor. Ancak pandemi koşullarında
aşının hızla geliştirilmesi için bazı aşamalar atlanıp, ertelenebiliniyor. Avrupa,
ABD ve Çin’de aşı çalışmalarının ülkemizden ileride olmasının nedeni onların
bu aşamaları atlamış olmaları. Bizdeki protokollerse buna müsade etmiyor.

– Dünyadaki gelişmeleri takip ediyor musunuz? Koordineli çalışmalar var mı?
Gelişmeleri nasıl yorumluyorsunuz? – Evet. Dünyada bireysel ve koordineli çalışmalar
var. Bunlardan bazıları belirli düzeye gelmiş durumda. Devletler bu tip projeleri
öncelikli olarak destekliyor. Bizim COVID-19 Türkiye Platformu da çalışma şekliyle
dünyaya örnek oluyor. Önemli bir güçlük olan Covid-19 salgını döneminin ülkemiz
için bir fırsata dönüştürdü. Ve bilim dünyasında kapsamlı bir seferberlik gerekti.
Covid-19 salgını özelinde sağlanan serferberlik modelinin, zorlukları olan başka
alanlarda da geçerliliği var. Örneğin küresel salgın döneminde bir gereklilik
haline gelen birlikte geliştirme ve birlikte başarma yaklaşımını destekleyecek
şekilde açılan STAR (Stajer Araştırmacı Bursu) çağrısı yine Covid-19 salgını
sırasında ve sonrası için önem kazanan gıda arz güvenliği, biyogüvenlik ile
siber güvenlik ve iletişim altyapısı alanlarında da yaygınlaştırılabilir. –
Dünya Sağlık Örgütü aşı milliyetçiliğinin yapılmaması gerektiğinin altını çizdi,
siz neler düşünüyorsunuz? – Aşı milliyetçiliği olmaz. Ancak ülkeler geliştirdikleri
aşıları öncelikle kendi ülkelerinde kullanıp daha sonra diğer ülkelere satabilirler.
Bu nedenle yerli aşı üretimi ülkemiz için çok kritik öneme sahip. Ülkemizde
üretilecek başarılı bir aşının bir kısmı mutlaka gönül coğrafyamız başta olmak
üzere diğer ülkelerle paylaşılacaktır. – Aşının piyasaya sürülme tarihiyle ilgili
bir öngörünüz var mı? – Aşı ve ilacın bulunması halinde klinik öncesi araştırma
çalışmaları ile aday aşının veya ilacın güvenliği ve bağışıklık tepkisi verip
vermeyeceği değerlendirilecek. Öncelikle klinik öncesi çalışmalarla aday ürünün
in vitro ve in vivo (Deney hayvanı çalışmaları) deneysel etkinliği gösterilecek.
Bu aşamadan sonra, aday ürün/ürünlerin klinik çalışmaları başlar. Normalde klinik
çalışmalarda, aday ürünün güvenliğini değerlendirmek ve neden olduğu bağışıklık
tepkisinin tipini ve kapsamını belirlemek amacıyla gerçekleştirilen Faz 1 (20-80
denek insan), aday ürünün güvenliği, dozlarının ve uygulama yöntemlerinin belirlendiği
Faz 2 ve ürünün nadir yan etkilerinin de belirlenmesine yönelik Faz 3 (binlerce
kişi) çalışmaları yer alır. Normal şartlarda bir ürünün piyasaya sürülmesi bile
yıllar alırken, Covid-19 aşı ve ilaç çalışmaları için süreç farklı işliyor.
Biz iki aşımızda hayvan aşamasını geçtik. Klinik çalışma için bir tanesini etik
kuruluna aldık. Onay aldıktan sonra da insan çalışmaları başlayacak. İlk önce
Faz1 başlayacak. Aşının yan etkisinin olmadığını göreceğiz orada. Arkasından
Faz 2 ve 3 gelecek. Her şey yolunda giderse 2021 yılı içinde yerli aşımızı veya
aşılarımızı kullanabiliriz.

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.