Hoteleman.com

Kamu Memur İşçi Alımları | En son haberleri takip edin

Ziraat Mühendislerinin hakları ellerinden alınıyor mu?

Dün bitki ıslahçısı olma hakkı bugün bitki koruma ürünleri bayi veya toptancı olma izni, ya yarın!

Ziraat Fakültesinde okuyorsun, tüm zirai ilaç, zirai hastalık, bitki bilimi, bitki ıslahı, bitkisel ve hayvansal üretim, tarım ekonomisi, böcek bilimi, gübre bilimi, toprak ve tohum bilimi ve benzeri dersleri hem uygulamalı hem teorik olarak alıyorsun, bu alandaki iş ve işlemlerde uzman olarak tanımlanıyorsun, eğer eğitim süresince işler yolunda giderse dört yılın sonunda, maddi manevi zorluklarla okulunu bitirip diplomanı alıyorsun ve diplomalılar ordusuna katılıyorsun. Sonra sahaya çıkıp çalışmak istiyorsun ancak bir bakıyorsun bu alandaki istihdam hakkın senden başka herkese, yani birçok meslek grubuna da verilmiş! Bitki koruma ürünleri, tarımsal ilaç bayi veya toptancı olma izninin başka mesleklere de verilmesi gibi… Artık Ormancı da bu hakka sahip, eczacıda bu hakka sahip, kimyacı da bu hakka sahip ama sen Ziraat Mühendisi olarak onların sahip olduğu hiçbir hakka sahip değilsin!

Bir bakıyorsun; bir kimyacı, bir tıpçı, bir eczacı, bir ormancı Ziraat Mühendisinin alanına giren konularda bir ziraat uzmanı gibi konuşabiliyor. Kimisi yetiştirdiği üç beş bitki hakkında edindiği kısıtlı bilgiyi genelleştirerek bu alanda toplumu ve tarımı yönlendirmeye çalışabiliyor. Kimisi görüşünü benimsetmek için yarım ağız, yerli yersiz, ilgili ilgisiz alıntılar yapıyor, hatta ayetler, hadisler, menkıbeler okuyabiliyor… Kimisi konu uzmanı Ziraat Mühendislerini, mevkisini ve parasal gücünü kullanarak dışlamaya veya yetersiz göstermeye yönelebiliyor… Ama nedense bu gibi durumlarda diğer mesleklerde uygulanan ölçü ve etik kurallar Ziraat Mühendislerinin hakları söz konusu olduğunda uygulanmıyor!

Ziraat Mühendisi Devletin verdiği diplomaya göre “bitki ıslahçısı” olabiliyor ama sıradan bir sivil toplum kuruluşu olan ıslahçı birliklerinin dayatması sonucu bu hakkını sahada kullanamıyor! Ancak onun açtığı kursa katılmak şartı ile kullanabiliyor! Bu ıslahçı birlikleri ve bu paralelindeki tarımsal sivil örgütlerin devlette dokunulmazlığı mı var? Tarım Bakanlığı nedense tohumculuğu, bitki ıslahını ve çeşit geliştirmeyi, tescili, sertifikasyonu, tarımsal araştırma projelerini, tarımsal araştırma enstitülerini, sanki birkaç insanın başını çektiği ve kısıtlı sayıdaki üyeye hitap eden bu tarımsal birliklerin kontrolüne bırakmış gibi! Tarımda gelen bürokratların hemen hemen hiç biri bunların kuşatmasından kurtulamıyorlar. Bu kuşatmaya direnenleri ise anında harcıyorlar. İncelendiğinde görülecektir ki; bunların müdahil olduğu birçok mevzuat ve uygulama ülke tarımına faydadan çok zarar getirmiştir. Ve son olarak da Ziraat Mühendislerini yıpratıcı ve mesleğini icra etmeye engel uygulamalar yürürlüğe sokmaktadırlar.

Bir Ziraat Mühendisi, Ziraat Mühendislerinin görev ve yetkilerinin sıralandığı mevzuatta belirtildiği gibi, hak ederek aldığı, bitki ıslahçısı olma özelliğini de içeren Devletin verdiği Ziraat Mühendisi unvanına rağmen kısıtlı üye sayısı ve sınırlı kapasitesi ile sıradan bir tarımsal birlik çıkıyor ve tarım bakanlığındaki uzantıları vasıtasıyla mevzuata, her yöne çekilebilecek, net ifadelerden yoksun bir madde ekliyor. Sonrada bu maddeye dayanarak “bitki ıslahçısı” olmak isteyenlere fahiş miktarda para karşılığında kurs düzenliyor. Hem de devletin personelini ve araç gerecini kullanarak! Üstelik bu protokole devlette çalışan ve aslında kendisi de Ziraat Mühendisi olan bürokratta imza atıyor. Ve Devletin verdiği Ziraat Mühendisi diploması, bu tuhaf mevzuatla, bu konuda geçersiz duruma düşürülüyor. Ve böylece Ziraat Mühendislerine yönelik haksızlığın önü açılıyor.

Ziraat Mühendisleri Odası bunu seyrediyor… Hatta oralı bile olmuyor. Çünkü onlar, başka işlerle meşguller. Sanki Odaların, Ziraat Mühendisleri ile işleri; aidatı ve Oda yönetimini ele geçirene kadarmış gibi!

Tarım Sendikaları seyrediyor… Çünkü son dönemlerde tarım sendikaları yönetiminde Ziraat Mühendisi bulmak bile güçleşti. Bu alanda diğer tüm mesleki sivil toplum kuruluşları adeta bir seyirci konumundalar ya da bu tür konuları cılız bir kaç açıklamayla geçiştiriyorlar…

Özetle; tarım sektörünün baş aktörü konumunda olduğunu iddia eden kuruluşlar; Ziraat Mühendislerinin haklarını savunmak ve teslim etmek yerine adeta yolları çıkarda kesişen gruplarmış gibi, konu Ziraat Mühendisleri olunca üç maymunu oynayan tutumlar sergiliyorlar! Onların haklarını, hukuklarını korumak yerine onları “nasıl kullanırızı” tercih ediyorlar. Benzer bir şekilde, Türkiye tarımının büyük paylarına sahip olan, yerli üretim vurguları ile gündemde kalmayı ve ticari hacmini büyütmeyi strateji edinen, sektöre yatırımı ve ülke tarımının bütüncül büyümesine katkıyı; kendi şahsında sansasyonel fiyat dalgalanmaları ile erozyona uğratan ve yaklaşık 130 bin Ziraat Mühendisinin var olduğu ülkemizde yılda sadece 15-20 Ziraat Mühendisine sahip çıkarak bu mesleğe katkı sağladığını söyleyen ve bu küçücük katkıyı boy boy, büyük büyük reklamlarla sergileyen; tarımda yerli olmayı, yerli kalmayı tek boyutlu düşünen, tüm bu yönleri ile de tarımla tıka-basa doyan ama tarımı yeterince doyurmayanlarda var! En acıklısı da özellikle özelde ve serbest çalışan Ziraat Mühendislerinin haklarının uygulamasının bunlara bırakılmış olması! Mühendislerin kendi hakları üzerinde belirleyici olamaması!

Birçok tarım firması Ziraat Mühendisinin yapması gereken işi ziraat dışı meslekten olanlara rahatlıkla yaptırılabilmektedir. Tarım Sektörünün sivil ve resmi kanadı bunun farkında mıdır?

İçi, Tarım dışı mesleklerle dolan Tarım Bakanlığı ve tarım sektörü bugünkü şartlarda bütün bunları görebilir mi? Bilinmez! Ama sektörün sorumluları bunları görmeli, adaletin ve kalkınmanın en önemli ayaklarından birinin tarım olduğunu, tarımın da Ziraat Mühendisleri ile ilerleyebileceğini, devlet tarafından Ziraat Mühendislerine bizzat verilen hakları, sıradan bir sivil toplum kuruluşunca ve tarımdan büyük paralar kazananlarca alınmasına göz yumulmaması gerektiği artık görülmeli ve gereği yapılmalıdır.

1970’li yıllarda tıp fakülteleri ile yarışan ziraat fakülteleri bugün öğrenci bulamıyor. Kazanan öğrenci okulunu ciddiye alacak zemini bulamıyor. Okulunu bitiren Ziraat Mühendisi, Mühendis muamelesi görmüyor. Tarım ülkesinde en fazla Ziraat Mühendisleri istihdam sorunu yaşıyor. Neden bu hale gelindi? Elbetteki ellerinden alınıp başkalarına verilen haklar ve gerek devlet ricalinde gerek kendi meslektaşlarınca oluşturulan sivil toplum ricalinde cereyan eden uygulamaların ve umursamazlığın bu gelinen durumda payı büyüktür!

Topluma faydalı çalışmalar yapan bazı sivil kuruluşlar görmezden gelinirken, kendi çıkardığı mevzuatla sırtını devlete dayamış bazı sivil kuruluşların kendini devlet yerine koymaları artık tarımda da kanıksanır oldu. Öyleki özellikle tarımda para ve yetki garantili bazı tarımsal sivil kuruluşlardan belge almadan çiftçilik, tarımsal üretim, ıslahçılık, tescil, sertifikasyon, tohumculuk vb… iş ve işlemler yapılamıyor. Öyle ki, bazı konularda onlardan belge almadan Mühendis Mühendisliğini yapamaz hale geldi.

Ziraat Mühendislerinin haklarının ve hukuklarının, korunması ve onlardan alınan hakların iade edilmesi, görev ve yetkilerinin, konu ile ilgisi zayıf mesleklere dağıtılmaması ve eksiltilmemesi hakkaniyetin gereğidir. Ayrıca bu alandaki tüm sivil toplum kuruluşlarının Ziraat Mühendisleri konusunda öncelikle zihinsel erozyonu durdurması ve sorumluluklarının gereğini yapması, hak ve istihdam konusunu ciddiye alması, kişisel ve grupsal basit menfaatler için meslektaşlarının yıpratılmasına ve ötelenmesine müsade etmemesi elzemdir.

M. Murat GÜN

Bu yazının tüm hakları Memurlar.Net’e aittir. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 36. maddesi uyarınca alıntılanamaz. Telif hakları saklı tutulmuş bu yazının alıntılanması halinde yasal takip yapılacaktır. ©

Yorum Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.